25 Eylül 2013 - 20:30
Türkiye’de Şiiler Artık Potansiyel Suçlu

Allah’ın adıyla… İran İslam İnkılabı’nın zafere eriştiği 1979 yılından sonra Türkiye’de, inkılap ile ilgili binlerce yalan ve iftira ile yazılmış, çarpıtılmış haber yapıldı… Amaç insanların inkılaba yönelmelerini, bu muazzam inkılap ile tanışmalarını, onu önyargısız, sadece kendi hür iradeleriyle tanımalarını engellemekti…

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hele zamanın Hürriyet Gazetesi’nin “Molla, kendini kolla” manşeti hala hafızalardadır.

28 Şubat sürecinin bitişi ile İran’la ilgili bu tür kara haber furyası ara vermişti. Ama görünen o ki, şimdilerde bu furya yeniden hortlatılmış ve daha acımasızca hayata geçiriliyor. Ortalık “İran ve casusluk” kelimelerini ihtiva eden haber, yorum, analizden geçilmiyor. Her casusluk haberi, tez zamanda kendiliğinden çürüyorsa da, bu asparagas haberleri yapan ya da bunlara sarılanlar, sanki haberlerin yalan olduğu ortaya çıkmamış gibi davranmaya devam ediyorlar. Bu konuda Cemaate yakın haber kaynaklarının eline kimse su dökemiyor maşallah!... En son “böcek skandalı”ndan yine İran casusu çıkarma gayretleri, “Yurtdışı Türkleri ve Akraba Topluluklar Başkanlığı”na dinleme cihazı yerleştirme olayının arkasında ihale çetesinin çıkması ile boşa çıkmıştı, ama onlar hala son hız ithamlarına devam ediyorlar. (1)

Bu “casusluk” içeren haber ve yorumlarda Iğdır adının özellikle işlenmesi ise daha bir dikkat çekiyor. Halkının önemli bir bölümü Şii olan Iğdır’la ilgili bu tür haberlerin amacını az çok tahmin edebiliyoruz tabi… Ama kirli haberin, hem de bu kadar namussuzcası!...

Geçen yıl “Iğdırlı Şiiler İran casusu” içerikli bir haber yapılmış, “casusluk” diye tanıtılan olayın tartışılırlığı bir yana, “casus” diye yakalanan kimselerin Şii dahi olmaması bile, bu haberi yapanların yüzünü kızartmamış olacak ki, o haberi yapan gazetenin bir yazarı hala aynı olayı ısıtıp gündeme getirebiliyor. Üstelik daha sonra yalan olduğu ortaya çıkan diğer “casus” içerikli haberleri de aynı pişkinlikle yazmaktan çekinmeyerek. (2)

Bu yıl da yine Iğdır ve casusluk içerikli haberlere devam ediliyor. Önce Iğdır Valiliğinin resmi açıklaması orta yerde olmasına rağmen, fuhuşla ilgili bir operasyonu “Muta ile casusluk” diye hem de bin bir komik yalan katarak vermişlerdi (3), şimdi de bu yalan ile sindirip korkutma eylemlerine çocukları malzeme ediyorlar. Hürriyet Gazetesinin manşetten verdiği ve diğer birçok sitenin mal bulmuş mağribi gibi üzerine atladığı haber, Iğdırlı 26 çocuğun “İran casusu” olduğu yalanını içeriyor. Hani demiştik ya, kirli haberin, hem de bu kadar namussuzcası!... Burada o bütün şiddeti ile orta yerde…

Olay şu: Iğdır’dan yaşları 14 ile 19 arasında olan 26 çocuk, kafile halinde ziyaret amacıyla İran’a giderler. Orada takriben 20 gün kalıp dönerler. Gidişleri ve dönüşleri tamamen yasal… Pasaportları ile seyahat hürriyetini kullanarak… Dönüşlerinde Doğubeyazıt yakınlarında otobüsleri polis tarafından durdurulur ve “ihbar var” gerekçesiyle Emniyete götürülürler. Orada teker teker sorgulanırlar ve video kaydı yapılır. Kanunlara göre bu çocukları “savcılık izni” ile almaları gerekirken, istenmesine rağmen o izin bir türlü gösterilmez. Ayrıca çocukların ifadeleri avukat ve çocuk psikologu nezaretinde alınması gerekirken, ortada ne bir avukat vardır, ne de psikolog… Çocuklara “bomba eğitimi almak, Suriye’ye bombalama amaçlı gönderilmek” gibi şeyler içeren sorular sorulur. Ve akabinde de akşam saat 17 sularında serbest bırakılırlar. Bu konu ile ilgili haber Rasthaber’de de çıkmıştı. (4)

Ve 25 Eylül 2013 günü Hürriyet Gazetesi, 28 Şubat günlerini aratmayacak bir dille manşetten bu çocukların “casus” olduğunu ima eden bir haber yaptı. Haberin içeriğine bakıldığında suç teşkil eden hiçbir şey yok. Çocuklar Meşhed ziyaretinde bulunmuş, bu arada bazı din alimlerini ziyaret etmiş, onların ilimlerinden faydalanmışlar. Bundan “casusluk”, “bomba eğitimi”, “militanlık” çıkaranların hem kalbi bozuktur, hem de fitnecinin ta kendisidir. Türkiye’de din eğitiminin 7-8 yaş aralığında başlaması gerektiğini bu hükümet bizzat açıklamadı mı? Şimdi, bu çocukların ziyaret amacıyla gittikleri İran’da din alimleri ile görüşüp, dini ilimlerinden faydalanmaları neden “bir bardak suda fırtına” aracı oluyor?... “Özgürlükler” getirdiğini gerine gerine dile getirenlerin bu tutumu, ötekileştirici, ayrıştırıcı bir mahiyet içermiyor mu? Pes yani, 14-19 yaş aralığında çocukların 20 günlük seyahatinden casusluk ve bombacılık da dahil böylesine şeyler çıkarmaları karşısında 28 Şubat’a rahmet okuyası geliyor insanın…

Anlaşılan bu ülkede Şii olmak potansiyel suçlu olmak ile eşdeğerde… Hele İran’a seyahat edecekseniz, artık bir İran casusu olarak damgalanmak işten bile değil… Şiilerin çocukları dahi potansiyel suçlu!... 14 yaşında dahi olsanız pekâlâ casusluk yapabilirmişsiniz, bomba eğitimi alabilirmişsiniz, militan olabilirmişsiniz, hem de 20 gün içinde…

Haberin içeriğinde öylesine abuk subuk şeyler var ki!... Mesela İmam Rıza ziyaretinin 100 Hac ziyaretinden daha önemli olduğu yazılmış. Öyleyse Şiiler neden Hacca gidiyor ki? Hele İranlı Şiilerin Hacca gitmelerinin hiçbir anlamı olmamalı. Meşhed’e gidip 100 kere daha önemli bir Hac yapmak varken değil mi? Yahu “Türkiye’nin amiral gemisi” olarak böylesine komik haberler yapmaya utanmıyor musunuz? Hadi, o çocukların psikolojileri, ailelerinin durumları sizleri hiç ilgilendirmiyor. Hadi, “Nasılsa onlar Şii, insandan sayılmazlar, her türlü iftira, yalan ve çarpıtmaya müstahaklar” diyorsunuz da, bari kendinizi düşünün de haberiniz hiç olmazsa okunur olsun!... Yalanınız inanılır olsun!...

“Iğdır’da İranlı casuslar” haberleri ile Şiileri, “Hatay’da Suriyeli casuslar” haberleri ile Alevileri ötekileştiren, potansiyel suçlu haline sokan, diğer vatandaşların gözünde “tehlikeli, hain, güvenilmez” haline getirenler, 900 km. kevgire dönmüş Suriye sınırından hem de pasaportsuz, elini kolunu sallaya sallaya  gelip geçen El Kaide vahşilerini nedense es geçiyorlar.

Bu haberlerle bir bardak suda fırtına koparanlar ve bir kısım kendi vatandaşının diğerleri ile sorunlu hale getirecek bu tür anlamsız uygulamalara tevessül eden hükümet, bu ötekileştirici, ayrıştırıcı, mezhepçi tutumla ateşle oynadıklarının farkındalar mı acaba? Mezhepçiliğin en ağır sonuçlarını yaşamış Türkiye’de bunun bizzat hükümet eliyle beslenmesi garabet bir durum değil mi?

MUHSİN KÜÇÜKER

(1)http://www.zaman.com.tr/gundem_ankaradaki-bocek-sorusturmasindan-ihale-santaji-cikti_2139434.html

(2)http://gundem.bugun.com.tr/avcidan-sok-iddia-haberi/802931

(3)http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23254147.asp

(4)http://www.rasthaber.com/haber.php?haber_id=89776